+ Gothic Metal Müzik Videoları Korku Resimleri Büyü Cin Din Kültür Sanat Metafizik Kriminoloji  » Kültür & Sanat - Culture & Art » Müzik
 Punk müziğin doğuşu, felsefesi ve diğer müzik türleriyle ilgisi

Yolcu Adı: Beni Hatirla
Şifre:
Ana Sayfa Yardım Son Mesajlar Foto Galeri Flash Oyun Sitemap Trene Bin Kayıt
Sayfa: [1]   Yukarı git
Konu: Punk müziğin doğuşu, felsefesi ve diğer müzik türleriyle ilgisi  (Okunma Sayısı 398 defa) Seçenekler Arama
0 Yolcu ve 1 Kaçak Yolcu konuyu incelemekte.
« aktif: 28 Temmuz 2007, 03:42:50 »
Remphin
[Serkan911]
*



21727
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 28540

Follow Me


WWW
Punk müziğin doğuşu, felsefesi ve diğer müzik türleriyle ilgisi

     Felsefesinden tamamen uzaklaş(tırıl)mış bir tür.

Ve bu türün dinleyicileri,
Hiç olmazsa dinlediğinin geçmişini bilmek, geçmiş ile şu an ki durumu karşılaştırabilmek, müziğin önemini anlayabilmek için bu yazıyı okumanızı öneririm.



PUNK SÖZLÜKTE :

   DEĞERSİZ, KALİTESİZ, BOŞ, ÇÜRÜK TAHTA, KAV, ACEMİ, TOY, SERSERİ, ÇETECİ, DEĞERSİZ TİP, SAÇMALIK, ZIRVA, BOŞ LÂF

is. çürük tahta; kav; A.B.D., (argo) değersiz şey,
boş laf; (argo) çeteci, gangster; (argo) cahil adam, yemlik; s., A.B.D.,
(argo) değersiz, kalitesiz; rahatsız. ,zırva/serseri/çürük tahta,hasta/değersiz.



PUNK FELSEFESİNİN DOĞUŞU VE SAVUNDUĞU SİSTEM (PUNKIN DOĞDUĞU YILLAR):


    Eli kolu bağlı oturmak ve şikayet etmek yerine "kendin yap" sloganıyla kapitalist sistemin yüzüne tüküren Punk'ların müziklerini dinledin, simdi de okuyabilirsin.

   Yirmi yılını dolduran "Punk", ne kadar mezara yollanmaya çalışılsa da, felsefesinin ilkelerini geliştirerek büyümüş, pek çok yeni akımın doğmasına neden olmuştur. Yirmi yıllık Punk tarihini değerlendirdiği Punk Felsefesi kitabında Craig O'Hara, hareketin içinden biri olarak bize, bu süreç boyunca ortaya çıkan Punk'ın bugünkü halini anlatıyor.


    Ana akım medyanın Punk'ı nasıl yalan yanlış yansıtarak hareketi yok etmeye çalıştığını, dazlaklarla Punk'ların birbirlerine koşut gelişimlerini ve ayrılıklarını, Punk'a özgü bir iletişim ağı oluşturan fanzinleri, hareketin siyasi duruşunu belirleyen anarşizmi, Punk'ın cinsellik ve toplumsal cinsiyet meselelerine karşı tavrını, çevre sorunlarına yaklaşımlarını ve "kendin yap" etiğini ele alan bu kitap, gürültünün ötesinde neler olup bittiğini öğrenmek isteyenlere önerilir.


“Her tür devlet gereksizdir ve istenilmez. Devlet, topluluğun kendi kendine sağlayamayacağı herhangi bir hizmet sağlamaz. Kimsenin bize neler yapacağımızı söylemesine, hayatımızı nasıl idare edeceğimizi emretmesine ihtiyacımız yok; kimsenin vergiler, kurallar ve kanunlarla bizi taciz etmesine ve emeğimizi sömürerek şatafatlı yaşamlarını sürdürmesine ihtiyacımız yok”
(Anarşist Gençler Federasyonu - Anarchist Youth Federation [AYF], Profane Existence, Sayı: 5, Ağustos, 1990, s. 38).

     İş siyasi ideolojiyi seçmeye gelince, Punk’ların büyük çoğunluğu anarşizmi tercih ediyorlar. Kapitalizm veya komünizmin herhangi bir türünün devam etmesini destekleyen neredeyse hiç yok. Bu, bütün Punk’ların, Anarşizm’in tarihi ve kuramı hakkında çok okudukları anlamına gelmez, fakat çoğu, Anarşizm’in resmi devletin veya hükümdarların olmaması, bireysel özgürlük ve sorumluluğa değer verilmesi ilkeleri çerçevesinde oluşturulan bir inancı paylaşıyorlardır (kim paylaşmaz ki). Minneapolis’den çıkan fanzin Profane Existence, Kuzey Amerika’daki en büyük anarşist fanzindir ve içerdiği müzik ve politik bilgiler, anarşist bakış açısından aktarılmaktadır. Daha entelektüel/aktivist eğilimli okurlara hitap eden ve Punk hareketinin müzik tarafını safdışı bırakarak salt politik formatı benimseyen başka değerli birçok fanzin de vardır.

     Avrupa camiasının, Kuzey Amerika’daki akranlarından daha fazla anarşist fanzin ve müzik üretmesinin sonucu olarak, Avrupalı Punk’lar tarihsel olarak daha politik olmuşlardır. Bu fanzinlerin yaratıcıları ve editörleri, görünür bir biçimde politik eğilimi olan ikinci dalga Avrupa Punk’ından (1980-1984) etkilendiler. Örneğin Birleşik Krallık’taki Crass, Conflict ve Discharge; Hollanda’daki The Ex ve BGK ile ABD’deki MDC ve Dead Kennedys müzik grupları, birçok Punk’ı sırf Rock’N’Roll’cu olmaktan çıkararak, asi düşünürlere dönüştürdüler. Bu müzik gruplarının ideolojileri, Punk müziğinin yelpazesinin her yerinde, her tür müzik çalan birçok grup tarafından sürdürülüyor. Şikago’daki Los Crudos’un hararetli politik thrash müziği nasıl zulmün yüzüne haykırıyorsa, Propaghandi’nin açıkça sınıf bilinci taşıyan şarkıları, kulağa hoş gelen ve akılda kalan pop Punk tarzına mükemmelce oturuyor. Bu müzik gruplarının bir sonucu olarak, binlerce genç insan kendini “anarşist” olarak nitelendiriyor ve mevcut devlet rejimlerine karşı kin besliyor.

     “Uygarlık dediğimiz şeyin ilk aşamalarında birkaç insan, kendileri adına başka insanları çalıştırarak rahat bir yaşam sürdürebileceklerinin ve onların sırtından zengin olabileceklerinin farkına varmış. Bu insanlar, kendilerini kabile reisi, şaman, kral veya rahip olarak atamak için kurnazlık veya fiziki kuvvet kullanmışlar. Tehdit ve batıl inançlar kullanarak insanları hizaya getirmişler. Ara sıra tebaaları başkaldırırdı ve onlar, ya tebaalarının yatışmalarını sağlayabilecek kadar reform bahşederdi ya da yerlerini yeni hükümdarlara devrederlerdi. İşte devletin doğası böyledir” (Felix, “Professor Felix’s Very Short History of Anarchism”, Profane Existence, Sayı: 1, Aralık, 1989, s. 13).



    Punk’lar, dünyanın mevcut sistemlerine, kısırdöngü haline gelmiş devrimlerle sonrasında yaşanan baskı ortamlarına karşı bir alternatif olan anarşizme yöneliyor. Devletlerin (veya genel olarak hiyerarşilerin) doğası gereği, onların altında yaşayan (veya onlar tarafından etkilenen) insanlar baskı altında tutulur ve sömürülür. Gençlik veya burjuva karşıt-kültürlerden farklı olarak Punk’lar, komünizmi ve geleneksel demokratik devletlerin sol kanatlarının yanı sıra kapitalizmi de reddederler. İktidarda olan partilerin uyguladığı reformlar çoğu zaman devletçi (yani resmi devletin sürdürülmesinden yana olan) veya yüzeysel bulunarak kınanır. Reformlar, insanları özgürleştirmek için değil, onları teskin etmek için yapılır. Komünizme gelince, birçok Punk, komünist hareketin en azından sözde geçerli olan kadın hakları ve işçi sınıfı desteği konusunda anlaşmaktadır ve kapitalist toplumdan aynı derecede hazzetmemektedirler. Punk topluluğunun birçok üyesi, belli başlı konularla ilgili, görünüşe göre benzer amaçları olduğu için Spartacist League, Devrimci Komünist Parti (Revolutionary Communist Party - RCP) ve başka Marksist/Leninist/Troçkist grupların düzenlediği eylemlere katılmışlardır. Anarşistler ve tarih hakkında okuyan herhangi bir kimse, komünizmin gerçeklerinin ideal anarşist devletin amaçlarından uzak olduğunun farkına varır.

     “Komünist grupların muhalefet yaparken söyledikleri, iktidardayken dile getirdiklerinden tamamen farklıdır. Onlar komünizmi, kapitalistlerin baskılarına ve zulmüne karşı eşitlik ve adalet adına mücadele eden asil bir hareket olarak gösterirler. Ama gerçek olan, sol partilerin doğası gereği otoriter olduklarıdır. Felsefesinin bir parçası olarak bir insanın diğerine hükmetmesini savunan her sistem zulüm olasılığını barındırır. Komünist gruplar halk kitlelerinin özgürleşmesi için değil, kendilerinin iktidara gelmesi için mücadele eder. İktidara gelince de, iktidarlarını sürdürebilmek için bütün hükümetlerin uyguladığı baskıları onlar da uyguluyor” (Felix ve Rat, “Revolt Against Communism” [Komünizme Karşı Başkaldırma], PE, Sayı: 2, Şubat, 1990, s. 22).

     Komünizmin zulmünü gösteren kanıtlar, sadece mevcut baskıcı rejimlerden değil, anarşistlerin, totaliter komünist kuvvetlerin ihanetine uğradıkları ve onlar tarafından ezildikleri 1921 yılında yaşanan Kronstadt Ayaklanması, 1918-1921 yılları arasında yaşanan Ukranya Anarşizm Hareketi ve 1936-1939 yıllarının İspanyol İç Savaşı’nda da bulunabilir. Komünist rejimler, sonuçları itibariyle tahttan indirilen rejimlerden illa ki farklı olmuyor, en azından hükmedilen tebaalarına göre pek bir şey değişmiyor. Devrimlerin amacı, basit bir hükümdar değiş tokuşu anlamına gelmemeli. “Bu yüzyılda devrim, sadece kapitalist sistemleri devredip yerine eşit derecede ya da daha baskıcı olan kendi sistemlerini devreye sokan komünist örgütlerin profesyonel sınıfı tarafından idare edilen devrim anlamına gelmiştir” (Minnesota müzik grubu Destroy, PE, Sayı: 1, s. 29). Bu anlamda devrimler kısırdöngü haline gelmiştir; hoşnutsuz olanların başkaldırmaları ancak başka bir hoşnutsuz sınıfı yaratmaya yarıyor. Komünizm, anarşizmin sağladığı özgürlük derecesini sağlamıyor; dolayısıyla güya düşmanı olan kapitalizmden daha çok tercih edilen bir sistem olmamalıdır.



     Punk hareketi başta, sahte demokratik politikaları benimseyen kapitalist ülkelerde oluştu. Bu nedenle kapitalizm ve onun neden olduğu sorunlar politik Punk’ların ilk hedefi olmuştur. Evsizlik, sınıfçılık ve işyerinde yaşanan sömürü, açgözlülük üzerine kurulan bir sistemin bazı sonuçları olarak görülmektedir. Kapitalist sistem, toplumun bazı üyelerinin bolluk içinde yaşamalarını sağlarken, bu durum o bolluktan mahrum bırakılan insanların sömürülmesiyle doğrudan ilişkilidir. Bir insanın dürüstçe çalışarak zengin olabilme inancı, tekrar tekrar aksi kanıtlarla yıkılmıştır. Eğer bu gerçek olsaydı, ben ve ailem dahil olmak üzere alt sınıfın şu anki birçok mensubunun keyifleri tıkırında olurdu.

     Kapitalist toplumda başarı, insanın sahip olduğu para ve mal ölçüsüyle tanımlanır. Bu tanımı kullanarak, kendi konumlarından tatmin olan ve fakir duruma düşmekten korkan orta sınıfın “hali vakti”nin herhangi bir radikal değişime direnebilecek kadar “yerinde” olduğunu söleyebiliriz. Gerçek durumunun farkında olması gereken (ki birçoğu bunun farkındadır) gelir düzeyi düşük olanlar bile orta sınıf bolluğundan bir parça koparabilme olasılığı için çalışırlar. İnsanların yiyecek yerine müzik setleri ve televizyonları yağmalamaları, daha iyi bir yaşamın daha çok para ve daha çok mal anlamına geldiği konusunda ikna olduklarının bir göstergesidir.
Logged

Desteğinizle Büyüyen Forum - Reklamcıklar



Youtube videolarını sorunsuz izlemek için tıklayınız.
Logged
« Yanıtla #1 aktif: 28 Temmuz 2007, 03:46:56 »
Remphin
[Serkan911]
*



21727
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 28540

Follow Me


WWW
Ynt: Punk müziğin doğuşu, felsefesi ve diğer müzik türleriyle ilgisi

      Paranın ve belli lükslerin, hayatı kolaylaştırdığı şüphesiz doğrudur, fakat başarı ve başarısızlığı bu ölçülere tabi tutmak tehlikeli imalar barındırır. “Kapitalizm, herkesin kendi kârını azamiye çıkarmaya çalıştığının farz edildiği kuramsal bir modele dayanır. Üstelik, insanlar çoğunlukla, etraflarındaki her şeyi metaya dönüştürerek bu modele uymuştur” (“New World Order,” MRR, Sayı: 98, Temmuz, 1991). Çevrenin şu an karşı karşıya kaldığı tehlike ve felaketler bunu aşikâr bir biçimde kanıtlıyor.

      İktisatçılar, yaşanacak kayıpları hesaba katmadan çevresel ürünlerin değerini hesapladıkları zaman, gelecek insan kuşakları ve şimdiki bitki ve hayvan türleri için kesin bir felakete yol açmış oluyorlar. Daha uç vakalarda, “bu düşünce biçimi, insanlar ve insanlar arasındaki çatışmanın bir bütün olarak mal haline geldiği savaş zamanlarında en kritik noktasına ulaşır; öldürmek anlamını yitirir” (a.g.e.). Bu çok önemli bir nokta ve bunu vurgulamak için Orta Doğu’da yaşanan Körfez Savaşı’nı örnek verebiliriz.

       Kapitalizmin yamyamlık olduğu tekrar tekrar söylenmiştir. Bu ifade genellikle büyük şirket sahipleri veya yöneticilerinin, kâr sağlamak isteğiyle nasıl diğer insanları sömürdüğüne işaret ederken kullanılır. Kapitalizm çoğu zaman sanki belli bir grup insanın ıstırabından kuvvet bularak büyüyor gibi görünüyor. Körfez Savaşı sırasında her iki tarafın askerleri, kâr kaybını önlemenin yanı sıra işleri çoğaltmak için araç olarak kullanılmışlardır. “Bu savaşla ilgili bazı gerçeklerin doğruluğu tartışılmaz: Yüz binlerce masum insan hayatını kaybetmiş; bir uygarlık yok edilmiştir. Kapitalist Amerika’da ise savaşın ima ettikleri oldukça farklıydı: Bundan kazanılacak çok para vardı” (a.g.e.). Bu savaşın neden yanlış olduğu ve neden meşru olmadığının (sanki herhangi bir savaş meşru olabilirmiş gibi) açıkça ortada olan nedenlerine girmeden önce savaşın bazı ekonomik sonuçlarına bakalım. Birileri, Çöl Fırtınası tişörtleri, videoları, televizyon programları ve tampon çıkartmaları gibisinden ürünlerini satabilmek için ırkçı sloganları ve birçok insanın ölümünü kendi çıkarına kullandı. Kâr kategorisinde en çok “kazananlar” büyük olasılıkla petrol şirketleriydi ve popüler savaş karşıtı slogan “petrol için kan dökülmesin”in yerine “kâr için kan dökülmesin” daha doğru olurdu.



     ABD için savaşın toplam maliyeti yaklaşık altmış milyar dolar olarak hesaplanmıştır. (Bu rakam, sayılarını tam bilemediğimiz yaşamlarını yitiren müttefik askerlerini içermediği gibi, Irak’ın kayıplarını hiçbir şekilde hesaba katmıyor). Eğer bu rakamın doğru olduğunu kabul edersek -ki bu ahlaki bir suç sayılır aslında- Amerika’nın bu savaştan elde ettiği kâra dair daha fazla bilgiye ulaşırız. “Müttefiklerin şimdiye kadar 57 milyar dolarlık katkısı olmuştur savaşa; buna Suudi Arabistan’la Kuveyt’in yeni silah satışları için yaptıkları 18 milyar dolarlık peşin ödeme eklenince, ABD hükümeti için bu savaşın sonuçta gayet kârlı bir girişim olduğu ortaya çıkıyor” (a.g.e.). Sadece hükümet değil, Irak’ı yeniden yapılandıracak büyük inşaat şirketleri de iyi mangır biriktirecekti. Ne kadar çok hasar varsa, o kadar yeniden yapılandırma vardır, dolayısıyla o kadar da kâr var demektir.

     Savaştan kâr sağlamak sapıkça bir şey gibi gelebilir insana, ama gerçekleşen aynen budur. Birilerinin, ekonomiyi ve kişisel kârları iyileştirmek, işsizlik oranını düşürmek ve vatanseverlik hararetini artırmak için beyan edilen bir askeri hedefin aldatıcı görünüşünün arkasında gizlenerek bir savaş çıkarmayı arzulayacağına inanmak çok mu gerçek dışı? “Böylesi fenomenleri açıklamak için bazıları ayrıntılarla bezenmiş komplo teorileri türetirlerdi, fakat bize göre bu tür teorilere ihtiyaç yoktur. Gerçek ise hilekâr düzenin esas yüzünü ortaya koyuyor: Savaştan kâr elde etmek, her şeyi, sahip olduğu tek değeri olan ‘serbest piyasa’ tarafından belirlenen bir mala dönüştüren kapitalist sistemde rasyonel bir eylemdir” (a.g.e.). Dolayısıyla kapitalizm, sermaye elde etmek için insanları insanlıktan çıkarmak ve onları (ve belki de hayvanları/doğal çevreyi) sömürmekle temellendirildiği sürece anarşistler tarafından kabul edilemez. Anarşistlerin, kapitalizmi ve sahte demokratik devleti reddetmeleri için daha çok neden var. Bunların bazılarına daha sonra değineceğiz.



     Anarşist Punk’lar, demokrasinin radikal, liberal veya aşırı solcu olarak tanımlanan kesimleriyle örtüşen birçok inanca sahip görünüyorlar. Kadın ve eşcinsel haklarının ve ırklar arası eşitliğin savunulması hem liberallerin hem de anarşistlerin bir şekilde resmen kabul ettiği ilkelerdir. Ancak bu benzerlikler, anarşistlerin Sol’u, Sağ’ı kınadıkları kadar (bazen de daha fazla) kınamalarına engel olmuyor. “Anarşistlerin, solcu gruplarla koalisyon oluşturabilmeleri ve onlarla birlikte çalışabilmeleri biraz tuhaf görünüyor. Gerçekte anarşizm, sağcı gruplara karşı olduğu kadar sol politikalarına da muhafet ediyor” (Felix ve Rat, PE, Sayı: 2). Yine Körfez Savaşı, Sol ile anarşistlerin arasındaki farklıkları örnekliyor.



      Sol’un protesto gösterileri ve direnme çabaları, aslında “radikal eşitçiliği destekleyen ilkesel bir tutumu benimsemeye” gönülsüz olduklarını gösterdi (“New World Order”, MRR, Sayı: 99, Ağustos, 1991). Genel olarak anarşistlerin Sol’a dair görüşü, Sol’un “Devlet’e doğrudan karşı durmasını gerektirecek” herhangi bir şeyden uzak durduğudur (a.g.e.). Ben şahsen Washington D.C.’deki en büyük protestoya katıldım ve bu deneyimden yola çıkarak anarşistlerin bu iddiasını doğrulayabilirim. Protesto gösterisi, kendilerini pazarlamak için ellerinden geleni yapan ve mallarını satmaya çalışan birkaç liberal grup tarafından düzenlendi. “Hareketin liderleri göstericileri, slogancılara uymaya ve zincirleri kırma riskine girmektense ‘medeni insanlar gibi’ onları şakırdatmaya çağırdılar. Yürüyüşçülere, kaldırımda yürümeleri ve medya için görgü kurallarına göre davranmaları emredildi; kendiliğinden gelişen, yaratıcı muhalif hareketlerde bulunmalarından vazgeçirilmeye çalışıldı. Farklı görüşleri savunanlar için de, herkese haddini bildiren ‘barış gözlemcileri’ görev başındaydı” (a.g.e.).



ROCK - PUNK:

     65-70 arasında kurulan Pink Floyd, Deep Purple, Led Zeppelin, Yes gibi gruplar da artık mega rock gruplarıdır. Bu gruplar sayesinde rock, hiç olmadığı kadar popüler olup, ciddiye alınmaya başlanmıştır. Rock müzisyenleri kendilerini klasik müzik icracıları gibi görmeleri de bu döneme rastlar. O zamanların en ateşli tartışması rock'ın bir sanat müziği olup olmadığıdır. 70' lerin ikinci yarısına gelindiğinde rock artık plak satışları ve konser gelirleriyle müzşk endüstrisinin en iyi geçim kaynağını oluşturmaktadır. Rock müzisyenleri milyonlarca dolarlık elektronik aletlere sahiptiler ve hepsi çok zengin olmuşlardı. Bu mega rock grupları ne yaparsa yapsın sattığından dolayı plak şirketleri yenilere hiç şans tanımamakta veya tanısalar bile müziklerini onlar gibi yapma şartı koymuşlardır.



     İşte punk rock tam bu sıralarda kendini gösterir. Punk da diğer hiçbir rock türünde görülmeyen şiddet, kargaşa ve kaos vardır. Punk, rock'ın karanlık kanadını gözler önüne sermiştir. 60'lı yıllarda Newyork'un garaj gruplarından çıkan Velvet Underground Punk'ın ilk tohumlarını atan grup olarak gösterilebilir. Ancak bu görüşü ilk punk topluluklarından biri olan Sex Pistols kabul etmeyerek tepki göstermiştir.



     Punk' ta kesinlikle kalite ve hoşa gitme kaygısı yoktur. Punkçılar 1960-70'lerdeki rock müziğine ve tabii ki rockçılarada lanet okurlar; çünkü onlara göre rock artık para,şan, şöhret aracı olarak kullanılmaya başlanmıştır. 70'li yılların uzun ve karışık soloları ile dolu parçaları yerine kısa ve özentidiz çalıp söylerler. Hatta Sex Pistols o kadar basit ve ilkel çalar ki, izleyenler ister istemez"bunu ben de çalabilirim" gibi bir kanıya kapılır. Böylece İngiltere de bir çok punk grubu doğmaya başlamıştır. Endüstrinin en büyük düşmanı olmasına rağmen punk çılgınlığı da diğer bütün rock çılgınlıkları gibi kısa sürede endüstri tarafından yutulup "moda" haline getirilmiştir. Punk giysileri en lüks mağazaların vitrinlerinde birbiri ardına boy gösterir olmuştur.


BASİT BİR PUNK ÖZETİ:

· Punk New York-Amerika'da doğdu.Burada Pati Smith,Ramones ve New York Dolls

tarafından kuruldu.Müzikleri çok hızlı ve öfkeliydi.Kelimeler söylenmekten çok haykırılıyordu.


· New York Dolls menejeri Malcolm Mclaren sahibi olduğu dükkanın yanında Johnny Rotten'ı(esas ismi John Lydon) dolaşırken onu keşfetti.Mclaren onu dükkanındaki müzik kutusuna plak doldurmak için tuttu ve daha sonra Sex Pistols adında punk grubuna çevirdi.


· 1976'da televizyon spikeri Bill Grundy,

Sex Pistols'u şovuna davet etti.Esasında grupla röportaj yapmak umurunda dahi değildi.

Onları canlı yayında aşağılayıcı bir şekilde rezil etti.

Fakat o programdan sonra Bill'in başı belaya girmişti.Ertesi gün gazetelerde Bill'in işinden kavulduğu yazıyordu.


· Sex Pistols EMI plak şirketin ile 40.000 İngiliz Sterlinine albüm anlaşması imzaladı.

fakat birkaç hafta sonra berbat tavırlarından sonra şirketten kovuldular.Paralarının tamamını alarak tabi.


· Sonraki gelişmeler çok daha ilginç: a&m adlı plak şirketi ile 15.000 sterline anlaşma imzaladılar.

Bir hafta sonra tekrar işten kovuldular.Bu sefer paralarının bir kısmın almayı başardılar.

Artık eleştiri çevirisi tarafından Kovulan Pistoller olarak anılmaya başlandılar.


      Birkaç hafta sonra Virgin plakçılık ile yeni bir anlaşma imzaladılar.Yine problem çıktı: Bu seferde "GOD SAVE THE QUEEN" adlı şarkının bulunduğu albümü üreten fabrika işçileri bu albümle hiçbir şey yapmama kararı aldılar ve yetkilileri greve çıkmakla suçladılar.Çünkü ortada büyük bir sorun vardı.Kraliçesinin jübilesinin olduğu yıl 1977'de çıkacak olan albümün kapağında

kraliçenin burnunda çengelli iğne vardı.



Neredeyse plak çıkmıyordu.Sonunda çıkabildi fakat pek çok dükkan bu albümü satmayı reddetti.BBC'nin hem Tv kanalı hem de radyo kanalında

şarkılar yayınlanmadı.


Bas çalan grup üyesi Glen Matlock kovuldu,iyi çalamadığı şeklinde açıklamalar yapıldı.Yerine Sid Vicious alındı.SiD müzik kabileyiti olmayan biri idi.

Sex Pistols İngiltere'nin her yerinde yasaklandı.Bu nedenle "Spots" ismiyle turneye çıktılar.

Spots: Sex Pistol On tour.
Logged
« Yanıtla #2 aktif: 28 Temmuz 2007, 03:50:43 »
Remphin
[Serkan911]
*



21727
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 28540

Follow Me


WWW
Ynt: Punk müziğin doğuşu, felsefesi ve diğer müzik türleriyle ilgisi

MÜZİK TÜRLERİ ARASINDA PUNK VE İLGİLİLERİ:

PUNK

   1970'lerin sonunda Sex Pistols, Damned, Adverts, Ramones, Dead Boys, Saints, Clash, Eater ile başladı. Daha sonra US Hardcore grupları ortaya çıktı, örnekleri; Dead Kenedys, Black Flag, Descendants,... Şimdi ise daha yumuşak olan 1990'lara ait pop-rock grupları olan Green Day, Offspring, Rancid, Bad Religion, var ve her gün daha fazla taraftar topluyorlar. Müzik ise tekdüze, hızlı, hünere gerek duymayan basit bir heavy metal'dir.Lirikler ise genellikle politiktir ya da gençlik bunalımlarıdır.

GRUNGE

    Bu tür, punk ve metal'in zekice evliliği sonucu 1980'lerin sonunda Seattle'da ortaya çıkan bir türdür. Temsilcileri; Nirvana, Green River, Screaming Trees, Tad, Soundgarden, Mudhoney, Mother Love Bone, Swallow, Fluıd, Melvins And Wipers, olarak sayılabilir. Tür diğer şehirlere ve sound'lara yayıldıkça Pearl Jam ve Stone Temple Pilots türün önemli elemanları haline geldiler. Bu günlerde ise grunge, metali diğer alternatiftürlere bağlayan bir köprü vazifesi görüyor. Aslında grunge, alternatif etiketi yapıştırılan ilk tür olmuştur.

HARDCORE

     Bu tür dazlaklarla, ırkçılarla, slam dansla ve skaleboard'la birlikte anılan thrash-punk ya da speed-punk'tır. 1980'lerin sonunda hardcore ile thrash metal arasında ki sınırı silen gruplar oldu. Bunları punk'tan thrash'e doğru saymak gerekirse; The Descendants, Corrosion Of Conformity, DRI, Suicidal Tendencies ve Anthrax diyebiliriz. Crossover gibi tamamlayıcı öğeleride barındırır. Lirikleri bir tarfa bırakılırsa hardcore her zaman thrash'tir, thrash'te hardcore'dur. 1990'lar da ise hardcore'un öfke ve ahlak çöküntüsü Biohazard, Pro-Pain ve Pantera gibi gruplara sızmıştır. Lirikler politik ve iğneleyicidir ve yogun bir biçimde sokak dili ve argo sözler kullanılır.


KAYNAKÇA

1) David Hatch ve Stephen Millward, Blues'dan Rock'a Pop Müziğin Analitik Tarihi, s.150, Korsan Yayın, 1993, 2. Baskı.

2) a.g.e., s. 52.

3) Metin Solmaz, Rock Sözlüğü, s.18, Pan Yayıncılık, 1994.

4) David Hatch ve Stephen Millward, Blues'dan Rock'a Pop Müziğin Analitik Tarihi, Korsan Yayın, 1993, 2. Baskı.

5) Metin Solmaz, Rock Sözlüğü, Pan Yayıncılık, 1994.
Logged
« Yanıtla #3 aktif: 01 Temmuz 2008, 10:19:08 »
Autha[N]tique
[Yol Gezer]
*



50
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 297

offffffff


Ynt: Punk müziğin doğuşu, felsefesi ve diğer müzik türleriyle ilgisi

güzel paylaşım sağolasın genelde punk dınlemem ama ramones vazgecılmezlerımden =)
Logged

zayıf ellerinde kılıçlar Kral olmayı düşlüyorlar ama önce adam olmalılar çağarıyorum onları ve sonsuza dek çıkarıyorum günahlarını!..
« Yanıtla #4 aktif: 12 Ağustos 2008, 17:06:01 »
punkressive
[Bilet Sahibi]
*



29
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 20


WWW
Ynt: Punk müziğin doğuşu, felsefesi ve diğer müzik türleriyle ilgisi

punk bi yaşam tarzıdır.. sadece müzik değil.. o yüzden punkın tikkyler ve diğer aptal gruplarla kirlnememiş kısmı benim hayatımın anlamını büyük ölcüde olusturuyor.. giyiminizden saç şeklinize konuşmanızdan adımlarınızın aralığına kadar herşeyi kapsar punk.. punkı anlamak için yıllar harcarsınız ama anlıcak bişey olmadıgını fark edince gercek bi punk olursunuz
Logged

« Yanıtla #5 aktif: 13 Ağustos 2008, 18:27:23 »
Remphin
[Serkan911]
*



21727
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 28540

Follow Me


WWW
Ynt: Punk müziğin doğuşu, felsefesi ve diğer müzik türleriyle ilgisi

punk bi yaşam tarzıdır.. sadece müzik değil.. o yüzden punkın tikkyler ve diğer aptal gruplarla kirlnememiş kısmı benim hayatımın anlamını büyük ölcüde olusturuyor.. giyiminizden saç şeklinize konuşmanızdan adımlarınızın aralığına kadar herşeyi kapsar punk.. punkı anlamak için yıllar harcarsınız ama anlıcak bişey olmadıgını fark edince gercek bi punk olursunuz

her zaman bir öz, her özde bir anlam yüklüdür
Logged
« Yanıtla #6 aktif: 14 Ağustos 2008, 11:04:55 »
gratefulgrapefruit
[Yolcu]
*



65
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 65


Ynt: Punk müziğin doğuşu, felsefesi ve diğer müzik türleriyle ilgisi

çok hoş bir yazı olmuş.gerçekten punk'ım diye geçinenlerin okuması gereken türden...arada "grunge" en cok dikkatimi çeken  kısım oldu..birden şöyle bir düşüncelere daldım,neydi ne hale geldi diye..
Logged

ayık veya değil yaratıcıyız; ama siz cesedimizle bile başedemeyeceksiniz.
« Yanıtla #7 aktif: 23 Ağustos 2008, 16:08:03 »
Living Dead Girl
[İstasy10 İnsanı]
*


1126
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1059


Punk Kültürü

Punk kültürü, 1970'lerin ortasında Prog rock ve Heavy metal'a karşı bir hareket ve isyan olarak ortaya çıkmıştır. Kültür, minimalist sistem karşıtı müzik Punk Rocka dayalıdır.

Punk, kendi giyim tarzı, felsefesi, edebiyatı (fanzinler), dansları (punk showları) ve görselliği ile sağlam bir alt kültür oluşturmuştur. Oluşturduğu kültür popüler kültüre kaynaklık etmekle beraber kendi içinde alt kültürler de oluşturmuştur.
Punk Giyim Tarzı
Punk kültürü; halka onlarla özdeşleşmedikleri ve insanlar arası sınıf farklarının olduğu sürece de özdeşleşmeyecekleri mesajını verdiler. Punk rock Amerikada 1960'ların sonunda ve 1970'lerde Avrupa ve Kuzey Amerikadaki pre-punk gruplarını da etkilemiştir. Özellikle The New York Dolls un etkilediği birçok punk grubu vardır.

Punklar içinde bulunduklan durumu protesto etmek için ellerindeki her malzeme ile bedenleri de dahil, kendilerini ironik bir biçimde "toplumsal atık" olarak sundular: Köle kıyafetleri, zincirler, deriler, dayatılan cinsiyetçi modaya karşı androjenlik, parçalanmış giysiler, rengarenk ve dikleştirilmiş rahatsız edici saç biçimleri ve punk sembollerinden bedene iliştirilmiş çengelli iğne... Punk antimodadır. Amacı geleneksel kalıplar içinde yaşayan topluma karşı algıyı bozmaya yönelik açık bir saldındır.

Punk estetiğinin yaratıcısı olarak kabul edilen Londralı modacı Vivienne Westwood (Sex Pistols'in doğuşunda da nedenlerinden olan 'Sex' adlı dükkanın ortaklanndan) şu sözleri ile punk esetetiğinin "nedenini" açıklıyor:

"...Onun giysilerini giyrnek için cesur olmanız gerekir. sokakta yürürken tüm dikkatleri üzerinize çekeceksiniz. Bu tepkileri davet eden bir güç gösterisidir. Giysiler genellikle fikirleri sözlerden daha iyi anlatabilir. Bir kitap, bir poster ya da broşür kadar yıkıcı bir silah olabilir: Otobüste yanınızda 'Anarchy in the UK' (Birleşik Krallıkta Anarşi) tişörtü ile oturan biri sizi anıda rahatsız eder."


Punk stili ve modası İngiltere 'de önem kazanıp mohawk punk stiliyle birleşmiştir. Mohawk etkisi aslında "Taxi Driver" filminde Robert De Niro'nun şaç şekliyle olmuştur.İngiltereli Richard Hell bu sac modelini biraz değiştirerek ve boyayarak bugünki punk saçının oluşumunu tamamlamıştır.

Fanzinler

Punk kültürü kendi dayanışma ve iletişim ağını da yaratmıştı. Fanzinler. Kültür ve sanat endüstrisine ve sisteme karşı bir tokat olan fanzinlerin varoluş nedeni yadsıma, reddetme talebi ve çağnsıdır. Fanzinlerin punk eylem yaşam biçiminde oldukça önemli bir yeri vardır. (Yeraltı Edebiyatı) İlk Punk fanzini; "Sniffin' Glue", Punkın; "kendi-başına yap" (do-it-yourself felsefesini ortaya çıkanyordu: bir gitar üzerinde üç akorun yerleri gösterilmiş ve şu başlık atılmıştı: "İşte size bir akor, işte iki tane daha, hadi şimdi gidip kendi grubunuzu kurun."

Punklar arasında iletişim ve düşünsel ağ oluşturmasının yanısıra fanzinlerin yaptığı bir diğer önemli katkıda yıkıcı grafik tasanm estetiğini oluşturmasıydı. Çoğunluğu elle yazılan, siyah beyaz olan kaotik bir kolajla oluşturulup fotokopi ile çoğaltılan fanzinlerin sadece dış görünüşleri ile bile algıyı bozmaya, kalıplan yıkmaya yönelikti.

Günümüzde de bu gelenek punklar arasında sürdürülmektedir, aynı zamanda internete de taşınmıştır, internette yayınlanan fanzinlere e-zine ismi takılmaktadır.

Siyasi Yön

Punkların siyasi yönleriyle ilgili ana madde için bkz. Punk İdeolojisi

Punk rockçılar pek çok kez siyasi olayların içinde yer aldılar. Punk, her türlü kurulan düzeni, köleliği ve yönetimi reddeden Anarşi'yi seçmiştir. Pek çok Punk grubunun şarkı sözlerinde hükümetlere yöneltilen hakarete varacak eleştiriler, kadın hakları, hayvan hakları, ırkçılık karşıtlığı, savaş karşıtlığı gibi konular ele alınır. Öte yandan liberal punk grupları da mevcuttur.

En ünlü punk grubu olarak bilinen The Sex Pistols akımın öncülerindendir Kademeli olarak punk bir süre sonra daha çeşitli ve daha az minimalist olan müzik gruplarıyla The Clash gibi birleşerek onları da etkiledi . Ska ve rockabilly hatta hip-hop'u da etkileyerek şarkılarda punk'la aynı mesajların verilmesini sağladı. Şarkı sözleri isyankar,tahrip edici, politikaya karşı ve genelde anarşist içerikteydi.

Tarihte Hippy adı ile anılan muhalif kültür milyonlarca ebleh evcilleştirmekte oldukça başarılı olmuştu. Bu sahte muhalif kültür başarısını mass media'dan daha ziyade, 1950'lilerin beat generation radikal muhalefetini vahşi kapitalistlerin önünde savunmasız ve yalnız bırakmasına borçluydu. Başkalannı rahatsız etmeyecek kadar vasat olan bu insanlar daha sonra senetlerin, iş görüşmelerinin, ahizelerin arasında geçmişlerini hatırlamayacak kadar değişip kapitalistleşeceklerdi. Oysa punk kendi bedeni ve yaşam biçimi ile politikası, parodisi ve estetiği ile kesinlikle asi ve yıkıcıydı, ki hala birçok ülkede alt kültür muhalifliğinin en önemli unsurlarıdırlar.

Dadaizm

Punk'ın bu yıkıcı tavrının köklerini dada akımının oluşturduğu söylenebilir. 1916-1922 yıllan arasında Dada kendisini de reddederek mevcut tüm toplumsal ve estetik değerlere şiddetli karşı çıkışı, anlamsızlığı ve antisanatı, provakatif parodisi, edepsiz mizahı ile yıkıcı sanatın temsilcilerindendir.

" .. .Bizim için birer HİÇSİNİZ Tanrılarınız gibi: HİÇ Bürokratlarınız, yöneticileriniz gibi :HİÇ Ressamlarınız, şairileriniz gibi: HİÇ Bana saldınp, dişlerimi sökseniz de suratınıza aptal öküzler olduğunuzu haykıracağım..." (Dada Manifestosundan)

Dadanın önce gelen simalanndan Mareel Duchamp; pisuvar, şişe askılığı, kar küreği gibi eşyalann üzerine sadece imzasını atarak ve birer sanat eseri olarak sergilediği "ready made"leri (hazıryapıt/yapım) ile tanınmıştır.

Yaşam Tarzı

Punk altkültürünün üyeleri genellikle punk, punkçı, punk rocker olarak anılsalar da doğru tabir punktır. Bunun yanı sıra kendilerini ifade etmek için çeşitli dereceleri ve terimleri vardır.

Çoğunlukla işçi sınıfından gelirler. Çok azı bir işte uzun süre çalışmayı başarabilir, çoğunlukla işsizdirler.

Her ne kadar hippie kültürüne ait gördükleri serbest aşk konseptini reddetseler de, en az onlar kadar geleneksel evlilik kurumunu reddetmiş ve evlilik öncesi seks yapmışlardır.

Orjinal hareket fazlasıyla uyuşturucu ve alkol kullanımı içerir. Punk toplumunun birçok önemli figürü intihar ve aşırı doz uyuşturucu kullanımından ölmüştür. Bu sebeple Straight Edge akımının savunucuları alkol ve uyuşturucu kullanımını reddeder. Bu sebeple 80lerden sonra toplulukta eroin kullanımı büyük ölçüde azalmıştır. Ayrıca punk kültürü, halüsonejen maddeleri ve esrar kullanımını da reddeder, çünkü bunları yoğun olarak kullanan hippieleri aşağılamaktadır.
Punk camiası

Punklar genellikle içinde bulundukları yerelde kurdukları gruplarla bir punk scene-punk sahnesi oluştururlar. Hemen hemen tüm büyük şehirlerde buna rastlanır. Böylece dünyanın dört bir yanında her etnik gruba ait, onlarca farklı dilde punk sahneleri kurulmuştur.

Punkların kültürlerini ifade biçimleri içinde bulundukları yerlere göre değişim göstermektedir. Yerel Punk sahneleri kimi zaman yarım düzine kişiden kimi zaman binlerce kişiden oluşur. Ayrıca kültür kendi içinde Poseurlar ve Wannabeler bulundurur.

Poseur, punk kültürüne ait olmayan ama öyleymiş gibi gözükmeye çalışan, böylece ilgi çekmeye çalışan kişidir. Bunların yanı sıra günlük hayatlarını sıradan bir şekilde sürdüren ama Cumartesi günleri punk gibi giyinip sokağa çıkan gençler, yani müzikle ve ideolojiyle ilgisi olmayan sadece punk modasını takip edenler Cumartesi Punkı şeklinde adlandırılmaktadır.

Wannabe ise, punk altkültürüne ait olmayan ama kendisini bu kültürün bir üyesi zanneden kişilerdir. Wannabeler ise Türkiye'de çoğu toplulukta Tatlı Su Punkı veya Alsancak Punkı sıfatını alırlar.

Tipik bir punk sahnesinde, kayıtlar yapan ve şovlara çıkan (ufak konserler veren) punk grupları, bunların aktivitelerini duyuran fanzin yazarları, albüm ve şov afişlerini düzenleyen grafik tasarımcıları, punk aksesuarlarını ve kıyafetlerini tasarlayan modacılar bulunur.

Logged
« Yanıtla #8 aktif: 23 Ağustos 2008, 16:46:53 »
Remphin
[Serkan911]
*



21727
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 28540

Follow Me


WWW
Ynt: Punk Kültürü

özüm Heavy metal... punka da ben karşı olurum şimdi
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Bira Darksites Gothic Gizemli Karanlik - Son istasy10 The ultimate MetalToplist
MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.7 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
tasarım serkan911 (remphin) | Sitemap | Gothic | Rock - Metal | Korku - İşkence | Fotoğraf Galerisi
istasy10.com en iyi ile 1024x768 çözünürlükte görüntülenebilmektedir.
XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!


Bugün 00:19:48

Bugün 00:19:48