Gönderen Konu: Can Sıkıntısının Sebepleri  (Okunma sayısı 2444 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı dilara

  • [Numaralı Yolcu]
  • *
  • İleti: 996
  • 1005
  • Cinsiyet: Bayan
Can Sıkıntısının Sebepleri
« : 07 Şubat 2010, 12:35:28 »
Haluk Bilginer söyle tanimlar;

Amannn, kendini asmis yuz kiloluk bir zenci.
Ustelik gece inmis, ses gelmiyor kumesten.
Ben olsam utanirim, bu ne bicim ogrenci?
Hem dersini bilmiyor, hem de sisman herkesten.
Iyi nisan alirdi kendini asan zenci.
Bira icmez, aglardi.
Babasi degirmenci.
Sizden iyi olmasin, bosanmada birinci.
Cok canim sıkılıyor!!!
Kus vuralim istersen..

Çevrimdışı dilara

  • [Numaralı Yolcu]
  • *
  • İleti: 996
  • 1005
  • Cinsiyet: Bayan
Ynt: Can Sıkıntısının Sebepleri
« Yanıtla #1 : 08 Şubat 2010, 23:26:08 »
Can sıkıntısına övgü

Vakit geçirme ve eglence can sıkıntısına çare degildir; can sıkıntısına karşı koymayı becermeliyiz.
Istenmeyen can sıkıntısını istenen bir duygu haline getirmek ise bir sanattır.


Wilhelm Schmid

Çevrimdışı fenris

  • [istasy10 insanı]
  • *
  • İleti: 2050
  • 2964
  • Cinsiyet: Bay
  • Ragnarok is coming soon...
Ynt: Can Sıkıntısının Sebepleri
« Yanıtla #2 : 08 Şubat 2010, 23:47:15 »
bende günlerdir aynı şeyi düşünüyorum..
We ll rule this world again with pagan rules!

Çevrimdışı MrS.DarK

  • [Yolcu]
  • *
  • İleti: 71
  • 18
  • Cinsiyet: Bayan
Ynt: Can Sıkıntısının Sebepleri
« Yanıtla #3 : 28 Şubat 2010, 00:08:35 »
:S aynen bnde düşünüyorum
eğer her kötülük yapan CEHENNEME gidecekse ben biletimi aldım.!

Çevrimdışı dilara

  • [Numaralı Yolcu]
  • *
  • İleti: 996
  • 1005
  • Cinsiyet: Bayan
Ynt: Can Sıkıntısının Sebepleri
« Yanıtla #4 : 15 Nisan 2010, 10:48:20 »
Biraz Sıkılmaktan Ne Zarar Gelir?

Amma da canım sıkılıyor, inanılır gibi değil. Ne yapsam acaba? Gözlerimi kapadım, parmaklarımı kitaplarımın üzerinde gezdiriyorum. Gelişigüzel birini çektim aralarından. Kierkegaard’dan Ya/Ya Da… Haydi bir sayfa açalım, bakalım ne çıkacak? Böyle bir tesadüf mümkün mü, yoksa evren benimle konuşmaya mı başladı kitaplar aracılığı ile? Bak hele beni hayrete düşüren şu cümlelere:

“Sıkılmak, bütün kötülüklerin anasıdır. […] Bunun tarihi ta dünyanın başlangıcına dayanır. Tanrılar sıkıldılar, insanı yarattılar. Adem yalnızlıktan sıkılınca Havva yaratıldı. O zamandan beri sıkıntı dünyaya girmiş ve nüfusa oranla artmıştır. Adem tek başına sıkılıyordu, sonra Adem’le Havva birlikte sıkıldılar. Sonra Adem’le Havva ve Habil’le Kabil ailecek sıkıldılar. Sonra dünya nüfusu arttı ve halklar kitleler halinde sıkıldı. Kendilerini eğlendirmek için başı göğe değen bir kule yapma fikrine kapıldılar. Bu fikrin bizatihi kendisi, kulenin boyunca sıkıcıydı. Sonra uluslar, şimdi tıpkı insanların yurtdışına çıkmaları gibi, yeryüzüne dağıldılar ama sıkılmaya devam ettiler.”


Yurtdışına gitmek deyince aklıma ne geldi. Seneler önce en yakın dostum buralardan sıkıldığı için başka bir ülkeye yerleşmişti. Gidiş o gidiş. Hayat tekerrürden ibaret, ikincisi de gidiyor.

“İnsan taşrada yaşamaktan sıkılır şehre taşınır. Vatanından sıkılır yurtdışına çıkar. Avrupa bıkkını olur, Amerika’ya gider vesaire; en nihayetinde insan bir yıldızdan bir yıldıza sonsuz yolculuk hülyalarının tadını çıkarır. Ya da hareket farklıdır ama hala geniş bir alanı kapsar. Porselen tabakta yemekten usanır gümüşte yer; gümüşten usanır altına döner. Truva’nın yanışı nasıl bir şeydi diye Roma’nın yarısını yakar. Bu yöntem kendini boşa çıkarır; bu düpedüz sonsuzluktur. Peki Neron’un eline ne geçti?”

Kambur nereye giderse gitsin, kamburunu yanında götürür diyorsun yani. Peki ya sen ne öneriyorsun?

“Benim yöntemim toprak değişimine dayanmıyor. Gerçekten ekin rotasyonundaki (ekim nöbeti) gibi toprağı işleme yönteminin ve cinsinin değiştirilmesine dayanıyor. İşte burada devreye hemen kısıtlama ilkesi giriyor, dünyadaki tek kurtarıcı ilke. Kendinizi ne kadar kısıtlarsanız, keşif bakımından o kadar verimli olursunuz. Müebbet hapsin münzeviliğindeki bir mahkûm çok keşfedici olur. Örneğin bir örümcek onun için büyük bir eğlence kaynağı olabilir.”

Bir dakika, bana bunun benzerini geçenlerde söylemiştin Bertrand Russell kılığına bürünüp. O zaman bir anlam verememiştim. Bir daha göz atayım.

“Can sıkıntısının aksi bir kelime ile haz değil, heyecandır. Fakat, fazla heyecan yalnız sağlığı tehlikeye düşürmekle kalmaz, her türlü zevk iştahını körleştirir ki bu da organik doyum yerine gıdıklanma isteğinin, güzellikler yerine kaba şaşırtmacaların geçmesi ile olur. Heyecanın belirli bir derecesi iyidir, ama her şeyde olduğu gibi bu da bir nicelik işidir. Pek azı hastalık derecesinde isteklere, çok fazlası yorgunluklara yol açar. Şu halde, mutlu bir hayat için, belirli derecede can sıkıntısına dayanabilme gücü şarttır.”

Sanırım haklısın. Baksana bana iyi gelmiş gibi görünüyor, ne de olsa yazmaya başladım.

Alıntı




Çevrimdışı Remphin

  • [S.Ç.]
  • *
  • İleti: 57160
  • 65513
  • Cinsiyet: Bay
  • Project
    • İçinizdeki İrlandalı
Ynt: Can Sıkıntısının Sebepleri
« Yanıtla #5 : 15 Nisan 2010, 10:55:55 »
bi serkan vardııııı, canı sıkılan
http://www.istasy10.net - Günlük Puroce

Çevrimdışı dilara

  • [Numaralı Yolcu]
  • *
  • İleti: 996
  • 1005
  • Cinsiyet: Bayan
Ynt: Can Sıkıntısının Sebepleri
« Yanıtla #6 : 15 Nisan 2010, 23:26:04 »
Canı sıkıldıkça mükemmel eserler çıkaran .

Çevrimdışı Sadistica

  • [SSK]
  • ******
  • İleti: 6369
  • 8005
  • Cinsiyet: Bay
  • Allelopati
Ynt: Can Sıkıntısının Sebepleri
« Yanıtla #7 : 15 Nisan 2010, 23:39:59 »
can sıkıntısı bence bahanedir
makable şamil uygulanamaz kalbe butlan sayılır.
"Said H."

Çevrimdışı klyx

  • [Peace]
  • *
  • İleti: 2127
  • 1947
  • Cinsiyet: Bay
Ynt: Can Sıkıntısının Sebepleri
« Yanıtla #8 : 16 Nisan 2010, 21:24:54 »
can sıkıntısının sebebi şükürsüzlüktür bence.
Öylesine. .  .        ..       .         .
                  .      .   .   .   .     .   .     ..      .
                   .    .      .      .   .     .   .  .   .   .........
                    .  .               ..        ..     ..
                     ..