14 senedir bu konularda bilgi sahibi olmam sebebiyle,bildiğim kadarını açıklamaya çalışayım. (Bu arada elbette ki alim ya da derviş değilim, ancak anladığımı paylaşmak istedim nacizane.)
(Enam 39,125), (Yunus 100), (Tekvir 27,28,29), (Nisa 143), (Nahl 93) Bu ayetler, allahın dilediği insanı yoldan çıkardığını, dilediği insanı ise doğru yola eriştirdiği belirtiyor.Evet, bu doğru çünkü Allahın gücü yeter. Ancak bu kader konusuna giren bir tanım olduğu için, burada karşımıza bazı seçenekler çıkıyor. Tam kadercilik (kadere teslim) ve kendi kaderini yazmak. Şimdi bir yol düşünmenizi rica ediyorum. Kendi halinde 3e ayrılan herhangi bir yol olsun en klasik tabirle. Ve bu 3 yolun sonları farklı yerlerde bitiyor. Bu yolları Allah, önceden yazmış-biçmiştir. İşte buraya kadar tam kaderdir. Ancak 3 yolun hangisini seçeceğimiz bize kalmıştır, bu da kader yazmaktır. Allah, dilediğini yoldan çıkarırdan kasıt, gittiği yol esnasında yapılan müdahaledir. Ancak yol seçimine tanrı karışmaz, sen seçersin ve ilerlemeye başlarsın. Belki de doğru yoldasındır. Ancak insanın bu dünyaya gönderiliş amacı,imtihan vesilesidir. Bu sebeple yolların kolay erişilebilir olması imkansızdır. Sen doğru yolda ilerlerken bile o seni dener "Acaba kulum sapacak mı" diye. Bunu bilhassa "doğuştan eşit görmediğimiz" insanlara yapar. (bu kısmı anladıysanız sorun çözülüyor zaten

) Bu bağlamda niyete dokunulmaz. Sadece yolları tıkar. Eğer niyetinde ciddiyse insan o engeli geçektir çünkü Allah ona bu durumda izin verir. Aynı şekilde, insan kötü bir yola da sapabilir, ancak öyle bir ayrıntıyı düşünmüştür ki,bunun iyi yol olduğuna kanarak ilerler ama niyeti temizdir. Allah, böyle bir kulunun heba olmasına müsaade etmez ve leş yoluna çiçekler serper. (Mesela rüyalarla mesaj gönderme, içine doğma, bazı hassas yetenekler ve evliya yardımları.) Ancak bunları yapana kadar, bir vesile gerçekleşmesini bekleyecektir.
Şimdi, konu çok geniş olduğu için kısaca bahsettim, ancak ana bir cümleyle özetlemek istersem,
Mucize de Allah'tandır, felakette... Bu ayetler bu şekilde özetlenecektir.
(Bakara 106), (Nahl 101), (Rad 39) Bu ayetlerde allah istediği ayeti değiştirebileceğinden bahsediyor, fakat (Kaf 29), (Fatır 43), (Feth 23), (Yunus 64) ayetlerinde ise allahın sözlerinde değişme olmaz deniliyor. Bu sureleri tamamiyle okumanı istiyorum. Gerçi biraz vaktini alabilir ancak okumalısın. Çünkü cümlenin hangi yan cümlecikler obeğine bağlı olduğunu görmeden ona her anlamı biçmen mümkündür. Sana örnek vereyim,
Ali (ona iyi davranan) insanları çok seviyor.
Ali (ona kölü davranan) insanları hiç sevmiyor.
Şimdi parantez içini kaldır,

bak ali kendiyle çelişiyor.. Bu ayetlerin çelişmesi durumu da bundan ileri gelmektedir. Kur'an, APAÇIK bir yol göstericidir (anlayana) ve Kur'an ÜSTÜ KAPALI bir kitaptır, inkar etmek isteyen herkese. Kur'an da hala anlamı çözülememiş, peygamber-yaratan arası kelimeler vardır. Yasin, taha, elif-lam-mim gibi giriş kelimeleridir bunlar.Ve elbette parantez içine gizlenilmiş kelimeler de mevcuttur, şimdi iyi izle yukarıdaki cümleler nasıl olacak:
Ancak, Allah istediği ayeti değiştirebilir,buna gücü vardır, fakat Allahın apaçık sözlerinde (insani bir müdahale ile) değişme olmaz. Çünkü "Kur'an kıyamete kadar korunacaktır" denir.
(Kafirun 6), (Ali imran 20), (Gaşiye 21-22), (Bakara 256) Bu ayetlerde islamın hoşgörü dini olduğundan bahsediyor, fakat (Tevbe 5,29,73), (Tahrim 9) ayetlerinde ise müslüman olmayan insanların vahşice öldürülmesinden bahsediyor.İslamiyet hoşgörü dinidir, evet. Ancak islamiyette cihad olduğunu da bilirsin. Yani dini yaymak/korumak amacıyla girişilen savaş. Bunun açıklaması oldukça basit, İslam, müslümanlara hoşgörülü bir dindir. Çünkü onlar hasta olduğunda, namazlarını yattıkları yerden kılmalarına, ya da su bulamadığı takdirde toprak ile abdest alınmasına izin verilmiştir. Anlayacağın, islamiyet, müslümanlara hoşgörülü olan ve onlara kolaylık sağlayan bir dindir."Kat-i suretle geberiyor dahi olsan bunu yapacaksın!" diye bir dayatması yoktur. Hoşgörüden kasıt budur.
Müslüman olmayanların -vahşice-öldürülmesi kısmına gelirsek eğer ki, bu vahşice kısmı parantezden çıkarılmış bir kelimedir. İslamda işkence yoktur, ilk savaşlarda yakalanan esirler okuma yazma bilmeyen müslümanlara okuma-yazma öğretmeleri şartıyla salınıverilmiştir. Nitekim bu tutum karşısında kendi dilekleriyle islamiyeti kabul edenler olmuştur. Hiçbir semavi din, savaş esirlerine yahut bir mazluma eziyeti hoşgörmez. Buradaki vahşilikten kasıt ki geçtiği sure "Tevbe" süresiymiş, biraz daha ölümden sonraki ceza sistemine bağlanır. Vahşice öldürülmesinden bahseder, çünkü Azrail kafirin canını öyle kolay almayacaktır. Vahşi demek ne kadar mümkün ancak imtiyazsız bir eziyet göreceği açıktır ve sonrasında da kabir azabı vardır. Bu ayetler de bunu söyler. Tevbe yani tövbe suresinde, "Tövbe edin" der, "Tövbe edin ve ölümün azabından kendinizi kurtarın".
Daha açıklanabiliritesi mevcut ama elimden geldiğince kısa kesmeye çalışıyorum ;)
(Bakara 62) Bu ayette yahudi ve hiristiyanların cennete girebileceğinden bahsediyor, fakat (Ali imran 19,85) ayetlerinde ise hak dinin islam olduğundan bahsediyor.Bu konunun gözden kaçması doğal

çok basit bir açıklamayla şunu söylüyorum;
İslamiyet gelmeden önce hangi hak dinler vardı? Bu dinler de Allah'ın diniydi ve bu süre zarfında bu dinlere inanan ve uyanlar oldu. Neden cennete gitmesinler? Hakları değil mi, elbette cennete gidecekler çünkü onlar islamiyetin gelişini göremediler.Unutma, Hz. İsa o zamanki hristiyanların peygamberiydi.Bu bağlamda Hz. isa, Hz.musa ve bunlara ilaveten Hz. Muhammedden önceki tüm peygamberlerin cehenneme girmesi gibi bir şey söylersin aman dikkatli anlayalım

Ali İmran suresinin ayetlerine gelirsek, evet İslamiyet geldiğinde tek hak din o kalmıştı çünkü diğerleri artık değiştirilmişti. İncil yandı ve yeniden "yarısı saçmalıklarla dolu olarak" yazıldı. İslamiyet geldiğinde, yani 4. kitap, diğer 3 kitabın orjinallerini içine aldı ve Kur'an-ı Kerim olarak Allahın diğer ayetleriyle birleştirildi. Yani toplamda 4 hak dini de kapsadı. Bu sebeple islamiyet günümüzde orijinal haliyle barınan Kur'ana sahip TEK HAK din olma durumuna erişti. Gördün mü, küçük bir tarih ayrıntısıyla bu konu pek anlaşılmaz değil ki, bunun haricinde en başta niyetten bahsetmiştim. Niyet şi de bu konuya girer, sorarsan onu da açıklarım ;)
(Nahl 67) Bu ayette içki helal kılınıyor, fakat (Maide 90) ayetinde ise içki haram kılınıyor. Akif bu konuyu anlatmış, ama doyurucu gelmediyse sorarsınız bana, ben size fıkıh ve hadisleri de örnek göstererek daha ayrıntılı anlatırım, bunda kafa karıştıracak bir durum yok, sadece ayrıntılarını bilmemenizden kaynaklanıyor
Bilimdışı Ayetler (Tarık 5,6,7) "İnsan bel ile kaburga arasından çıkan sudan yaratılmıştır."Burada kasıt, ruhtur

Kur'anda mecazi birçok anlatım göreceksiniz, bire bir anlamaya çalışırsanız saparsınız. Bir başka ayette de "Ölüm seni sırtından yakalar" der. Lütden dikkat
(Bakara 102) İki melek gelip insanlara büyü öğretiyorBu konunun bilim dışı olması doğal çünkü bu Allahın izninde gelişmiş bir mucizedir

Bilim mucizeleri açıklayamaz ki, mucize bilime dahil olsun, vallahi dayanamadım güldüm

gerçi bu ayete rastlayıp rastlamadığımı da tam hatırlayamadım ancak varsa mucizedir
(Zariat 49) Bütün hayvanlar çift yaratılmıştır deniliyor fakat bakteri ve virüslerin dişisi ve erkeği yoktur. Bölünerek ürerler.Virüsler ve bakterileri niçin bilim ayrı kategoride inceliyor dersin? Çünkü hayvan yahut bitki sınıfına tam sokamadıkları için

Amip, tek hücrelidir, ancak özellikleri havnana yakındır. Öglena, bu da tek hücrelidir, ama bitkiye yakındır

Ya da şöyle söyleyeyim, mavi-yeşil algler, bunlar bakteri kolonileridir. Peki bana klorofil taşıyan bir hayvan gösterebilir misin?
Bilim, virüs ve bakterileri hayvan ya da bitki sınıfına dahil edemediği için, biz bu canlıları zaten, VİRUS ya da BAKTERİ başlığı altınta inceliyoruz lütfen dikkat

Benzer özellikler dahiliye anlamı taşımaz.
(Bakara 65), (Maide 60,166) İnsanlar ceza olarak maymuna dönüştürülüyor.Adı üstünde, bu bir mucize
(Bakara 259) Bir adamın öldükten sonra dirilmesinden bahsediyor. Evet, Hz. İsa'nın mucizesidir bu. Onun döneminde tıp o kadar ilerlemişti ki, artık insanlar maddenin dışına taşamaz olmuşlardı. Bu da onlara ikaz niteliğindeki bir mucizedir. Dediğim gibi, mucizeler bilimi delirtiyor

(Bakara 260) Bir kuşun parçalandıktan sonra dirilmesinden bahsediyor.Açıklaması yukarda, işte bir mucize daha, Allah'ım nelere kadirsin
(Ankebut 14) Nuh peygamberin 250 yıl yaşamasından bahsediyor. Elbette ki yaşar, Allah müsaade ettikten sonra niye yaşamasın. Zaten insanın genel gidişatına bakarsan, milenyuma doğru ihtiyarlık yaşının düştüğünü görürsün. Ayrıca pek saltanatlı "biliminiz", ilk insanların boylarının 20-25 metre kadar olduğunu da söylüyor, daha bir araştır bu konuyu derim sana

Kiloyu boya oranlamak ve o vücut yapısına da biyolojik bir yaş biçmek istersen belki 400 sene bile yaşamış olabilirler

bilim kendisiyle mi çelişiyor? Ya da biz geçmişi bu günle mi kıyaslıyoruz?
(Ahzab 53) muhammed, eve gelen misafirlerini allahın sözleriyle kovuyor.Misafir değil onlar, münafık

yani sahabenin kafasını karıştırmaya çalışan yalancı insanlar. Lütfen, hala diyorum, ayeti cümleler öbeğinin içinden çekip çıkarmayın, yukarıda verdiğim "ali" örneğine dönüyor. Ayetler birbirleriyle bütündür. Tüm sureyi okuyun. hadi ben bu olayı biliyorum, mazallah bilmeyen biri olsa yanlış anlar, günaha girersiniz.
Kadın-Erkek Eşitsizliği (Bakara 228,282), (Nisa 11) Bu ayetlerde erkeklerin kadınlardan üstün oldukları belirtiliyor.Evet üstündür, ama ne bakımından üstün olduğunu yazmamışsın. Erkekler kadınlardan "fiziksel güç" bakımından üstündür. İslamiyet, kadınları asla küçük görmez. Bu ayetleri topladığınız kadar keşke diğer ayetleri de bir araya toplasaydınız, bu durumda kadına verilen değeri anlardınız. Şöyle örnekleyeyim, Hrıstiyanlıkta "Bakire" kadın değerlidir, tabi din bozulduktan sonra bu hale gelmiştir.Çünkü meryem mucizesini çarpıtmışlardır. Ancak islamiyette her kadının ayrı değeri vardır. Erkek kadından "fiziksel güç" bakımından üstündür.
Nitekim, "Cennet anaların ayakları altındadır" diyen bir din, kadını sence küçük mü görmüş?
Sana Veysel Karani hazretlerinin hayatını okumanı, sadece bir arkadaşın olarak tavsiye ediyorum, cidden, onu okuyunca biraz daha anlaşılır olacaktır
(Nisa 34) Bu ayet, erkeklerin kadınları dövebileceğinden bahsediyor. Dövmek değil o, boşayabilmek

arapçada bu iki anlam aynı kelimeyle yazılıyor. Malesef ki çoğu dar görüşlü mealist bunu kendi kafasına göre yoruyor. Burada anlatılan, erkek kadından memnun değilse ondan ayrılabilir ve kadın erkekten memnun değilde onu boşayabilir anlamındadır.
Irkçılık (Casiye 16), (Bakara 47,122) Bu ayetlerde İsraillilerin dünyaya üstün kılındığı anlatılıyor.Üstün kılındığı değil, sadece israil oğullarından daha çok peygamber geldiğini vurgulamak için söylenmiş bir sözdür. Ve inan bana, bir yere çok sık peygamber gönderiliyorsa o yerin düzeni felaket ötesi bozuk demektir. Bu yüzden elçi yollanır ki, uyarılırlar

İsrailoğulları yani yahudiler, asla ve asla üstün ırk görülmemişlerdir. Böyle bir inanış, yahudi inancı olarak bilinir. İslamiyet ırk ayırımı yapmaz. İlk ezanı okuyan Bilal-i Habeşi'nin hikayesini okumanı isterim. Nitekim o bir zenciydi ve ilk cennete girecekler arasında müjdelendi.
Muhammedin cinsel hayatı
(Ahzab 50,51,52) Bu ayetlerde hemen hemen bütün kadınlar muhammede helal kılınıyor.Evet helal kılınıyor çünkü peygamberin tedavi gücü vardır mucizeleri vardır. Bir bayanın eli yaralandı diyelim, peygamberimiz ona yardımcı olmak için nurlu eliyle sıvazlıyor. Haram kılınmış olsa mesheplerden birine göre peygamberimizin abdestinin bozulması gerekir. Abdestsiz peygamber, kulağa komik geliyor değil mi? Bu sebeple ona tüm kadınlar helaldir. Buradaki helallikten kasıt illaki cinsel anlamda olacak diye bir şey yok. Peygamber, kimsesiz kalmış yahut düşmüş kadınlarla evlenirdi ki onlara kol kanat gererdi. Peki ya bana açıklar mısın, peybamberimizin madem ki bu kadar eşi var, neden sadece birinden 6 çocuğu oldu? Güldürmeyin lütfen
(Ahzab 37) Bu ayette göre muhammed, oğlu zeyd'in karısıyla evlenebiliyor ve (ahzab 40) ayetinde ise "peygamber hiçbirinizin babası değildir." deniliyor.Mz. muhammedin, öz oğulları henüz bebeklerken ölmüştür. Yanına himaye için aldığı evlatlığı ölürse açıkta kalan kadını koruma amaçlı evlenir. Bunun açıklamasını yukarıda yaptım

Ha, peygamber hiçbirimizin babası değildir sözüne gelince, evet değildir.Çünkü o zamanlarda "baba" kelimesi ATA/SOY anlamına gelir. Bizim soyumuz Ademden gelir. Lütfen bak böyle güzelim ayetleri çarpıtmak için ne hallere sokmuşlar yazık valla.
Zina yapan kadının hali (Nisa 15), (Nur 2) Zina yapan kadına vahşi cezalar veriliyor.
Çünkü isteğiyle zina yapanın, zina bebeği oluyor ve çocuk ortada kalıyor,hayatı mahvoluyor.Bir çocuğun babasını bilmeden yaşaması ne kadar acıdır, ne büyük mahrumiyettir. Böyle bir durum elbette ki cezasız kalmaz üstelik, aynı ceza erkek için de geçerlidir devamını yazmayı unutmuş her kim toparladıysa bu yazıyı
