†oxiC_†éaRs
[Yol Gezer]
181
Offline
Mesaj Sayısı: 469
I'm aN aLieN...
|
Muska ve tılsımlar
Bu inançta olanlar bazı nesnelerde uğur veya uğursuzluk olduğuna inanırlar. Kişi uğurlu saydığı nesneyi yanında taşır veya boynuna asar. Bu nesne bir bitki, hayvan dişi, kurumuş bir böcek hatta taş parçası bile olabilir. Bu nesneleri taşıyanlar çeşitli hastalıklardan, bela ve kazalardan korunacaklarına inanırlar.
Günümüzde de bazı nesneleri “uğur getiriyor” diye boynunda yada yanında taşıyanlar bulunmaktadır.yine insanların hastalıkları tedavi maksadıyla üfürükçülere giderek muska yazdırmaları hurafe ve batıl inanışların bu bölümüne girmektedir.
Sihir (büyü)
Tarihte en yaygın görülen hurafedir. Günümüzde dahi hala etkisini sürdürmektedir. Büyü, bazı güçler kullanarak insanları istenilen yönde etkilemek amacıyla yapılan eylem olarak tanımlanabilir. Günümüzde pek çok insan özellikle de hanımlar büyüden fazlasıyla korkmaktadır. Büyücüler bu korkudan faydalanmasını başararak, bir sürü safsata uydurmuşlardır.
Evliyaperestlik
kutsallık adına geçmişte yaşamış bazı kişilerin mezar ve türbeleri ticari amaçlı ziyaretgah haline getirilerek pek çok kişinin dilek ve dertlerine çareler aranmıştır.
Çaput bağlamak
şamanlık kültünden kaynaklanmaktadır. Evliya sayılan ulu kişilerin, kutsal ağaç veya suların ziyaret edilerek dilek dilenmesi ile çocuğu olmayanların çocuk sahibi olacağına veya bazı hastalıkların iyileşeceğine inanılır.
Mum yakmak
türbe, mezar, tekke gibi yerlere mum yakmak ve dilek tutmak cahiliye döneminden kalma bir adettir. Arkeologlara göre ateşe tapınmaktan kalma bir hurafedir.
Kurşun dökmek
halkımız arasında “göz değmesi, göze gelme” diye adlandırılan bir nazar inancı vardır. Nazar değen kişinin malına veya eşyasına bir zarar geleceğine inanılır. Nazarın etkisinden kurtulmak amacıyla nazar boncuğu, at nalı, üzerlik otundan yapılan kolyeler takılmakta, ayrıca nazar muskaları kullanılmakta kurşun döktürülmektedir.
Kabirlerde dua ve kurban adamak
islam dinine göre dilek ve istekler sadece allah’a yapılır. Gerçek böyleyken halkımızın bazıları dua şeklini ve adabını değiştirmişlerdir. Duaya bir sürü batıl hareketler sokmuşlardır.
bazıları dua ederken kavga edermiş gibi bağırıp çağırırken bazıları da mezarlara elini yüzünü sürmekte, türbelerin eşik ve pencerelerini öpmektedir. Bu hareketlerin hepsi hurafe ve batıl inanışlardır.
kabir ve türbelere gidip kurban adama ve kesme adeti de hurafedir. İslam dininde bir yatıra, bir kabre, bir tekkeye veya bir devlet adamına kurban adamak yoktur.
Falcılık
halkımız arasında yaygın olan hurafelerden birisi de fal bakmak yada fal açmaktır. Dilimize nasıl girdiği bilinmeyen “fala inanma falsız kalma”sözü, insanın hep geleceğini bilmek, merakının giderilmesine bir vasıta olmuştur. Bazı insanlar “fala inanmıyoruz ama eğlence olsun diye fal açtırıyoruz” diyorlar. Böyle bir düşünce tarzı, yanlışa çanak tutmaktır.
Ay ve güneş tutulması
bazı yörelerimizde ay ve güneşin şeytan tarafından tutulduğuna inanılmaktadır. Bu nedenle tutulma olayı başlayınca teneke ve davul çalınmakta ve silah atılmaktadır. Güya gürültüden korkan şeytan ayı veya güneşi serbest bırakırmış.
ayrıca ay ve güneş tutulması ile ilgili diğer bazı batıl inanışlar şunlardır.
* ay ve güneş tutulması kıyamet alametidir.
* ay ve güneş tutulursa o yıl kıtlık olur.
* ay ve güneş tutulursa savaş ve karışıklıklar çıkar.
* ay ve güneş tutulması büyük ve ünlü kişilerin ölümüne işarettir.
Kuş ötmesi ve hayvan uluması
halkımız arasında bazı kuşların ötmesi, bazı hayvanların uluması, ile ilgili çeşitli yorumlar yapılmaktadır. Bunlardan kimisi uğur kimisi de ölüm işareti olarak kabul edilmektedir. İslam inancına göre bunların hepsi mantık dışı ve hurafedir. Hayvanlarla ilgili hurafeleri şöyle sıralayabiliriz.
* ezan okunurken köpek ulursa o civarda birisi ölür
* gece vakitsiz horoz öterse savaş çıkar
* kara kedi yolu keserse uğursuzluk getirir
* baykuş ve karga kimin evinde öterse o evden cenaze çıkar
hiçbir şey doğuştan uğurlu ya da uğursuz değildir. Bilimsel düşünceye göre, her hangi bir nesnede veya canlıda uğursuzluk aramak doğru değildir.
Günlerle ilgili batıl inanışlar
toplumumuzun yanlış inanışlarından birisi de haftanın bazı günlerinin uğurlu bazı günlerinin uğursuz sayılmasıdır. Bu anlayış bize hristiyan ve yahudilerden geçmiştir.günlerle ilgili bazı hurafe ve batıl inanışlar şunlardır.
* pazar günü çalışmak uğursuzluktur
* perşembe çamaşır yıkanırsa zengin olunur.
* cuma günü ve cuma akşamı ev temizlemek günahtır.
* cumartesi günü çamaşır yıkamak uğursuzluk getirir.
* arefe günü dikiş dikmek günahtır
* iki bayram arası nikah kıyılmaz.
Temizlik ve sağlığa karışan hurafeler
islam dini temizliğe özel bir önem vermiş olmasına rağmen, halkımızdan bazıları hurafelere kanarak şunları uydurmuşlardır.
* gece ev süpürülürse fakirlik gelir
* cuma akşamı ev süpürmek kıtlık getirir
* misafirin ardından ev süpürmek iyi değildir.
* süpürge yapılırken birine değerse uyuz olur yada ömrü kısa olur. Ancak süpürgeye tükürülürse bu durum düzelir.
* gece tırnak kesilirse ömür kısalır.
* cenaze yıkanırken teneşirin altından alınan su alkolik birisine içirilirse alkolü bırakır.
Kadın ve çocukla ilgili hurafeler
cahiliye dönemi arap geleneklerinin islamiyet’in kuralıymış gibi algılanmasından en çok zararı türk kadınları görmüştür. Hurafe ve batıl inanışlar, vaktiyle kadını özgür bilen, dede korkut'un deyimiyle: "eve bir konuk gelse, er adam evde olmasa, ol ani yedirir, içirir, ağırlar, gönderir" diye güvenceyle yücelten türk insanını, kadına tıpkı arap gibi hor gözle bakan bir yaratık yapmışlardır. Günümüzde kadın ve çocuklarla ilgili belli başlı hurafeler şunlardır.
* gelin eve ilk geldiğinde kaynanasının bacakları arasından geçerse saygılı olur.
* bir kız evli birinin gelinliğini giyerse kısmeti kesilir.
* aş eren bir kadın çirkin bir yere bakarsa çocuğu çirkin olur.
* çocuğun kırkı çıkmadan tırnağı kesilirse ya arsız ya da hırsız olur.
* çocuğun metre ile boyu ölçülürse boyu uzamaz.
* boyu ölçülen çocuk kısa kalır.
|