+ Gothic Metal Müzik Videoları Korku Resimleri Büyü Cin Din Kültür Sanat Metafizik Kriminoloji  » Kehanetler & Efsaneler ve Bazı Batıl İnançlar » Destansı Gerçek Tarihi Hikayeler
 İngiliz Gizli Servisinin 2 Numarası Sovyet Köstebeği

Yolcu Adı: Beni Hatirla
Şifre:
Ana Sayfa Yardım Son Mesajlar Foto Galeri Flash Oyun Sitemap Trene Bin Kayıt
Sayfa: [1]   Yukarı git
Konu: İngiliz Gizli Servisinin 2 Numarası Sovyet Köstebeği  (Okunma Sayısı 197 defa) Seçenekler Arama
0 Yolcu ve 1 Kaçak Yolcu konuyu incelemekte.
« aktif: 19 Mayıs 2008, 20:29:35 »
Remphin
[Serkan911]
*



21407
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 28455

Follow Me


WWW
İngiliz Gizli Servisinin 2 Numarası Sovyet Köstebeği

HEM İNGİLTERE'NİN, HEM SSCB'NİN EN İYİ ADAMI: PHILBY

İngiliz Gizli Servisinin 2 Numarası Sovyet Köstebeği
1963, Moskova



Stewart Menzies İngiliz Gizli İstihbarat Servisini (SIS) yönetecek ideal adam gibi
görünüyordu. Yüksek sosyetenin içindeydi, bazılarına göre İngiltere Kralı VII.
Edward'ın gayri meşru çocuğuydu, etrafındaki çok sayıda dostuyla gösterişli bir
yaşamı ve hayatını rahatça sürdürmesine olanak sağlayan bir zenginliği vardı.
Adamlarının işlerini iyi bir şekilde yapacağına inanıyor ve yollarının üzerine
çıkarak onları engellemiyordu, böylece servis esas olarak kendi kendini
yönetiyordu. Günün birinde kendisine bir halef seçmesinin zamanı geldiğinde
etrafına daha dikkatli bir şekilde baktı, atayacağı kişinin son yıllarda neler
yaptığını bir kez daha gözden geçirdi.

Sonuçta Menzies'in yerine seçtiği halef Kim Philby adında sıcakkanlı birisi oldu.
Cambridge Üniversitesi'nde öğretim üyesi olan Philby, İkinci Dünya Savaşı
sırasında Menzies'in yönetimi altında yürüttüğü çalışmalarıyla profesyonel
istihbaratın en iyi ve parlak adamlarından biri olarak değerlendiriliyordu ve
daha üst görevlere getirilmesine kimsenin bir itirazı olamazdı.

Biraz saha tecrübe kazanması için Philby önce 1947-1949 yılları arasında
Türkiye'ye gönderildi. Buradan da oldukça kıyak bir mevkiye aktarıldı;
Washington'a gönderilerek SİS ile CIA ve FBI arasındaki irtibat sorumlusu
yapıldı.

Amerikalılar kollarını açarak Philby'i kucakladılar; savaş zamanındaki
başarılarının hikayelerini anlatarak pohpohladılar ve SİS'in anti-Sovyet
bölümünü kurduğu sırada edinmiş olduğu bilgi ve tecrübeden kendilerine bir
şeyler aktarmasını sağlamak için ellerinden geleni yaptılar. En üstteki
yöneticiler de dahil olmak üzere Philby istediği herkese ulaşabiliyor, her yere
girip çıkabiliyordu.

Kendisine bütün kapılar sonuna kadar açılmıştı. Philby'nin görevi iki Amerikan
gizli servisiyle, CIA ve FBI ile iki İngiliz gizli servisinin SİS ve M16 arasındaki
bilgi akışını sağlamaktı. Nitekim Philby de tam anlamıyla kendisini işe kaptırdı
ve iki tarafın da toparladığı istihbarat bilgilerini denetimi altına aldı.
Menzies himayesine aldığı bu genç yeteneğin ABD'deki çalışmalarıyla ilgili
olarak parlak raporlar alıyor ve ne kadar doğru bir halef seçtiğine ilişkin
kendisini kutlamadan duramıyordu.

Ama bu arada küçük bir sorun vardı. Philby gerçekte diğer tarafa çalışıyordu,
hayır canım ABD'ye değil Sovyetler Birliği hesabına çalışıyordu; yani kendisine
karşı çalışmada uzman olduğu varsayılan yabancı güç hesabına faaliyet
yürütüyordu.

1933 yılına dönerek devam edecek olursak; bu tarihte henüz Cambridge
Üniversitesi'nde olan Philby Sovyet Gizli Servisi OGPU ajanlarının dikkatini
çekmiş (muhtemelen onlarla işbirliği içindeki bir üniversite hocasının uyarısıyla)
ve Sovyet davasına sempati gösteren genç ve ayrıcalıklı İngiliz
entelektüellerinden biri olarak değerlendirilmiş, kendisine yakınlaşılmıştı.
Kurulan ilişki çerçevesinde politik ve teorik görüşlerini ifade edince belirli
konuların ele alındığı felsefi araştırmalarda kendisinden yardım isteyerek işi
ilerlettiler. Ancak kendisini OGPU'da işe alanlar hiçbir zaman niyetlerini açıkça
söylemediler, maksatlarını tam olarak ortaya koymadılar.

Philby'nin kendi sözleriyle de durum şöyleydi: "Haziran 1933'de işe başladım ve
İngiliz entelijansiyası arasına sızmakla görevlendirildim. Ancak bu görevin ne
kadar uzun süreceğinin bir önemi olmadığı söylendi."

Washington'da Philby İngiliz ve Amerikan istihbaratıyla ilgili bilgileri
değerlendirmek üzere derhal bir mekanizma oluşturdu; kendisini kontrol
etmekte olan Sovyet ajanlarına birçok yararlı bilgiyi aktarıyordu tabu ama daha
sonra dönüp kendisini tuzağa düşürecek herhangi kritik bir bilgiyi vermiyordu.
Böylece asıl bağlı olduğu tarafın eline de kendisini deşifre etmekle tehdit
edebilecekleri bir bilgi geçmemiş oluyordu.

Philby'nin Sovyetler Birliği'ne aktardığı sırlar hayli önemli olmakla birlikte asıl
tahrip edici etki, herhangi bir operasyonu çökertmesi falan değil, İngiliz ve
Amerikan istihbarat servisleri arasına kolay aşılmayacak bir güvensizlik
duygusunu yerleştirmiş olmasıydı. İki ülke arasındaki özel güven ilişkileri
bundan sonra hep bir kuşkunun gölgesi altında kalacak ve gizli servis ajanları
bir daha en yakın yoldaşlarına bile bütünüyle güvenemeyeceklerdi.

Bununla birlikte Philby Menzies'in yerine SIS'in başına geçmeyi hiçbir zaman
başaramadı. Menzies emekliye ayrılarak Philby'i yerine atayacak olsa bile, bu
konuda onayı olması gereken Dışişleri Bakanlığı çaktırmadan Philby'i izlemeye
karar vermişti. Nitekim bir süre sonra bu adamın hilekar olduğunu, zaman
geçtikçe daha tedirgin ve gergin hale gelmeye başladığını gözlediler. Bu arada
çift taraflı bu çalışmanın verdiği ağır yüke dayanmak için Philby de fazla içmeye
başlamıştı. Dışişleri Bakanlığı Philby'i düşünülen görev için uygun bulmuyordu
ama Menzies de zamanı geldiğinde himayesi altındaki adamın yükseleceğinden
emindi ve bunda da ısrarlıydı.

Bununla birlikte Philby böylesi bir atamadan önce kendi kusurlarını ortaya
dökünce Menzies de böylesine yüz kızartıcı bir işten kurtulmuş oldu. İngiliz Gizli
Servisi içindeki Sovyet köstebekleri olan Donald MacLean ve Guy Burgess CIA
tarafından açığa çıkarılırken Philby de bu operasyona yardım ederek böylece
kendisini kurtarmaya çalışıyordu ama yine de tehlikeli ve nazik bir durumla yüz
yüze olduğunu anlamıştı. Ve sonunda Moskova'ya kaçmayı başardığında
gerçekten de kuşkulu hareketleriyle ilgili olarak bir süreden beri izlemeye
alınmıştı.

Moskova'ya kaçarak kendisini açığa çıkarmasının bir nedeni de yerine bıraktığı
dördüncü casusu, Sir Anthony Blunt'ı kurtarabilmekti. Nitekim Blunt, yıllar
sonra İngiliz casus avcıları tarafından yakalandığında çoktan Kraliçe tarafından
"Sir" unvanıyla ödüllendirilmişti bile.

Böylece vaktiyle SIS'in başına getirilmesi düşünülen en iyi casus, gerçekten de o
zamana kadar İngiliz Gizli Servisinin bulduğu en iyi casustu.
Logged

Desteğinizle Büyüyen Forum - Reklamcıklar



Youtube videolarını sorunsuz izlemek için tıklayınız.
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Bira Darksites Gothic Gizemli Karanlik - Son istasy10 The ultimate MetalToplist
MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.7 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
tasarım serkan911 (remphin) | Sitemap | Gothic | Rock - Metal | Korku - İşkence | Fotoğraf Galerisi
istasy10.com en iyi ile 1024x768 çözünürlükte görüntülenebilmektedir.
XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!


04 Ocak 2009, 17:34:32

04 Ocak 2009, 17:34:32