+ Gothic Metal Müzik Videoları Korku Resimleri Büyü Cin Din Kültür Sanat Metafizik Kriminoloji  » Kehanetler & Efsaneler ve Bazı Batıl İnançlar » Destansı Gerçek Tarihi Hikayeler
 Bir Saat Çok Mu Kısa?

Yolcu Adı: Beni Hatirla
Şifre:
Ana Sayfa Yardım Son Mesajlar Foto Galeri Flash Oyun Sitemap Trene Bin Kayıt
Sayfa: [1]   Yukarı git
Konu: Bir Saat Çok Mu Kısa?  (Okunma Sayısı 179 defa) Seçenekler Arama
0 Yolcu ve 1 Kaçak Yolcu konuyu incelemekte.
« aktif: 13 Temmuz 2008, 02:00:13 »
Remphin
[Serkan911]
*



21407
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 28455

Follow Me


WWW
Bir Saat Çok Mu Kısa?

BİR SAAT ÇOK MU KISA

100 Saat Savaşı
1990, İran Körfezi



Yakında meydana gelmiş bir hata üzerine ikinci kez düşünmek tehlikelidir.
Tarih, bugün üzerine olan perspektifinizi de değiştirir. Adolf Hitler'i Almanya
Şansölyesi yapan seçimlerin ulusal ruhunu ve görünürdeki istikrarım birçok
Amerikalı pek beğenmişti. Başkaları da Joseph McCarthy'nin ülkeyi kurtardığını
sanıyordu ama aslında Anayasayı çiğnemekten başka bir iş yapmıyordu.
Körfez Savaşı üzerinden henüz fazla bir zaman geçmemiş olmasına rağmen
bugün anlaşılıyor ki, dönemin Başkanı Bush'un aldığı bir asken karar
diğerleriyle çelişki içindeydi. Bush "un en iyi kararlarından biri savaşın
yönetimini generallere bırakması ve onların da işlerinin gereğini yapmalarına
olanak bulmalarıydı.

Örneğin eski Başkan Lyndon Johnson Vietnam Savaşı sırasında uçakların
bombardımanlarını günlük emirlerle doğrudan yönetmeye hevesliydi. Bush bunu
yapmaya yeltenmedi. Bush'un bir diğer başarısı Irak'ın çevresindeki Arap
ülkelerinin askerleri de dahil olmak üzere tüm askeri kadro için ortak bir
hareket zemini oluşturmasıydı. Ama bu durum Bush'u kötü bir karar vermeye de
sevk etti ve bugün hala Amerikalılar bedelini ağır bir şekilde ödemeye devam
ediyor.

Çoğunluğu Amerikan askerlerinden oluşan ve yine Amerikan komutası altında
olan Birleşmiş Milletler kuvvetleri Irak ve Kuveyt sınırlarında aylarca
oturduktan sonra birden Irak'ı işgale başladılar. Irak'ı aylarca havadan
dövdükten sonra birçoğu silah altına yeni alınmış askerlerden oluşan Irak
ordusu çok kısa sürede dağıtıldı veya teslim alındı. Her şey iyi görünüyordu.
Ama ABD'nin Arap müttefikleri Saddam Hüseyin'in artık kendileri için bir
tehdit oluşturmayacağını garantilemek istediklerinde yeni bir sorun ortaya çıktı.
Reel politikayı kavradıklarından ve tarihten gelen tecrübeleriyle Birleşmiş
Milletlerin (Amerikalılar diye de okuyabilirsiniz) önde gelen Arap ülkelerinden
herhangi birini işgal etmeyeceğini biliyorlardı.

Amerikalıların onlarca yıldır İsrail'e gösterdiği dostluktan ve Sırpların
Avrupa'nın ortasında yürüttükleri Müslüman kasaplığına Avrupa devletlerinin
yanı sıra ABD'nin gösterdiği soğukkanlılıktan sonra birçok Arap liderinin
ABD'nin tutumuna güven duymaması çok doğaldı.

Savaşın üçüncü gününde Irak'ın kaybettiği anlaşılmıştı. Irak'ın en modern silahlı
gücü olan Cumhuriyet Muhafızları Saddam Hüseyin'in "bütün savaşların anası"
diye nitelendirdiği savaşta hemen tümüyle yok edildi. Kuveyt bütünüyle yeniden
ele geçirilirken Bağdat civarındaki hava savunma tesisleri de aylarca etkisiz
kalacaktı.

Bağdat sokakları geri çekilen askerler ve sivil halkın kalabalığından
yürünmüyordu. ABD silahlı kuvvetleri ile Bağdat arasında Irak'ın tek bir silahlı
birliği, Amerikalıların Bağdat'a girişini engelleyebilecek hiçbir güç yoktu.
İlk günlerin çarpışmalarından sonra elde edilen başarı sonucunda dünyanın
diğer ülkelerinin ve özellikle Rusya Federasyonunun tutumunu değiştirmesi de
önemliydi. Bu ülkeler Birleşmiş Milletler'i arkasına alan ABD'nin Kuveyt'i
kurtardığı kanısındaydılar.

BM kararları Irak hükümetinin ne olacağıyla veya Saddam'a ne yapılacağıyla
ilgilenmiyordu. Gerçi Saddam'ı ikinci bir Hitler ilan eden Bush her ne pahasına
olursa olsun onu durdurmak için çağrılar yaptı ama Amerikan kuvvetleri de geri
çekilmekte olan Irak askerilerini takip ederek Bağdat'a doğru ilerlemeye
kalkışmadı.

Ancak tüm uluslararası değerlendirmelerin ötesinde bir şey daha vardı; geride
kalan uzun yıllar göstermişti ki, başka bazı ülkelerde olduğu gibi Arap
kültüründe de bulunan bir şeyler fanatiklerin doğmasına yol açıyordu. Bu durum
İslam'ın ilk günlerinde de vardı, bugün de hala var.

ABD bu gerçeği dikkate alacak olsa Irak'ı işgal etmekten başka seçeneği
olmuyordu. Saddam Hüseyin kendisi dışında ülkesindeki bütün politik odakları
tasfiye etmişti, Saddam'ın yerine geçebilecek herhangi bir güçten söz edilemezdi.
Irak ordusunun İran'la uzun süren savaşında gösterdiği performans aslında
halkın kararlılığını yansıtan bir şeydi. Dolayısıyla bir işgal durumunda Irak
halkının göstereceği tepki ABD açısından önemliydi.

Bunun da ötesinde, zaten ABD de Vietnam deneyiminden üçüncü dünya
ülkelerinin kontrolünün ne kadar zor olduğunu biliyordu. Yüksek teknolojiye
sahip silahlarla yarım milyonluk Irak ordusu çökertilebilir, savaş gücü
etkisizleştirilebilirdi ama olası bir işgale tepki gösterecek ve direnişe geçecek bir
halkın bastırılması ve denetlenmesi o kadar kolay değildi. Bu halk neler
yapabileceğini yakın geçmişte yer alan İran'la savaşta da göstermişti. Diğer Arap
ülkelerinde olanlar da yine yeterli bir fikir veriyordu.

Herhalde tüm bunlardan dolayı Başkan Bush Saddam Hüseyin'i parçalanmış
ülkesinin başında bırakmış olmalı. Amerikalılar Irak'ı işgal etse bile Saddam'ı
hemen kontrol altına alamazlardı. Sovyetler bunu komşuları Afganistan'da
denemişler ve başaramamışlardı. Belki de uluslararası baskıdan dolayı bu sonuç
ortaya çıkmıştı.

Bu arada ABD'nin Arap müttefikleri de ABD'ye düşman bir yönetimin nasıl
devrildiğinin bir örneğini görmek istiyorlardı ama belki de Bush yönetiminin
kararı basitçe fazla kayıp vermeme ve planlandığı gibi savaşı 100 saat içinde
bitirme arzusuna dayanıyordu. Evet, hangi nedenle olursa olsun, Bush savaşı
sona erdiren ve Saddam'ı da Irak'ın başında bırakan kararı verdi.

O tarihten bu yana bölgede çeşitli anlaşmazlıklar ve krizler oldu, Irak biyolojik
ve nükleer silahlara sahip olmak için yatırımlarına devam etti ve ABD de uzay
programları için harcadığı paradan on misli daha fazla parayı Körfez'de
tutmakta olduğu askerleri için harcamaya devam etti. Gelecek on veya yirmi yıl
içinde tarih bu kararın doğru olup olmadığını gösterecektir...
Logged

Desteğinizle Büyüyen Forum - Reklamcıklar



Youtube videolarını sorunsuz izlemek için tıklayınız.
Logged
« Yanıtla #1 aktif: 16 Temmuz 2008, 21:03:51 »
Dark_to_inside
[Yol Gezer]
*



18
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 232


Ynt: Bir Saat Çok Mu Kısa?

diecek bişey bulamıyorum
Logged

Ulu çamlar, fırtınalı diyarlarda yetişir
BiZiM GaLaTaSaRaYLıLıĞıMıZ KuLaĞıMıZa oKuNaN eZaN La BaŞLaDı aRKaMıZDaN oKuNaN SeLa iLe BiTeR...
SENsizliğin ACIsını SEN Nereden Bileceksin!!
Sayfa: [1]   Yukarı git
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Bira Darksites Gothic Gizemli Karanlik - Son istasy10 The ultimate MetalToplist
MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.7 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
tasarım serkan911 (remphin) | Sitemap | Gothic | Rock - Metal | Korku - İşkence | Fotoğraf Galerisi
istasy10.com en iyi ile 1024x768 çözünürlükte görüntülenebilmektedir.
XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!


05 Ocak 2009, 11:03:48

05 Ocak 2009, 11:03:48