Remphin
[Serkan911]
21407
Offline
Mesaj Sayısı: 28455
Follow Me
|
KAZIM ÖZALP "Ertesi gün söz alacak isimleri saptadık" "O gece Atatürk, Çankaya'ya giderken beni çağırdı. '- Kemalettin Sami ve Halit Paşaları al, Köşke gelin' dedi. Sonra İsmet Paşa ile Fethi Bey'i de çağırdı. Biz oraya gittiğimizde Atatürk'ü görmeye gelmiş bulunan Ruşen Eşref ve Fuat'ı da bulduk. Biraz o günkü grup müzakereleri hakkında konuştuktan sonra yemeğe oturduk.
Atatürk yemekte:
'- Yarın Cumhuriyet ilan edeceğiz, en münasip zaman gelmiştir' dedi. Bu hususta hepimiz mutabıktık. Derhal ertesi günü grup toplantısında tatbik edeceğimiz taktiği görüşmeye başladık. Evvela hepimiz, güvendiğimiz kimselere durumu açıklayacak ve müzakereler sırasında söz almalarını sağlayacaktık. Bunlar arasında hitabet bakımından kuvvetli olan Vasıf Çınar, Mustafa Necati, Recep Peker gibi, cumhuriyet fikrine Atatürk'ten de daha ateşli bir şekilde sarılmış gençler vardı. Sonra Abdurrahman Şeref, Yunus Nadi, Eyüp Sabri, Hamdullah Suphi vardı. Bir de Fıkıh müderrisi Seyit Bey vardı ki, ertesi günü yaptığı güzel konuşma ile cidden tesirli olmuştu.
İşte bu arkadaşlara haber verip konuşmalarını hazırlamalarını kararlaştırdık. Halit Paşa müzakereler sırasında etrafa dikkat edecek, herhangi bir taşkınlıkta bulunmaya kalkışanları ikaz edecekti.
Kararlaştırılan taktiğimize göre müzakereleri Fethi Bey açacak ve yeni bir hükümet teşkili için bir gün evvel neticesiz kalan görüşmelere devam edilecekti. Bir liste üzerinde anlaşmaya varılamayıp işin çıkmaza girdiği sırada Kemalettin Sami Paşa bir takrir vererek meselenin halli için Atatürk'e başvurulmasını isteyecekti. Atatürk buhranın çözümü için Anayasa'da değişiklik yapılması gerektiğini ve Cumhuriyet'in kabulü icap ettiğini söyleyecek, bu fikir de tespit edilmiş hatipler tarafından desteklenecekti.
Atatürk'e karşı gizli bir muhalefetin kurulduğunu hissediyorduk. Ayrıca Cumhuriyet fikrine kesinlikle mukavemet eden hocalar da bir hayli kalabalık bir gruptular. Bunların, müzakereler sırasında yapacakları itirazlar ve çıkaracakları gürültüler memlekette temenni etmediğimiz akislerin uyanmasına yol açabilirdi. Bizim arzumuz, Cumhuriyet'in Meclis'te büyük bir çoğunluk, hatta ittifakla kabulünü sağlamaktı. Bunu yapabildiğimiz takdirde Cumhuriyet, kuvvetli bir şekilde doğmuş olacaktı. Aleyhte yapılması muhtemel propagandaların tesiri azaltılacaktı.
O gece biz Köşk'ten ayrıldık. İsmet Paşa kaldı ve Atatürk'le beraber, Cumhuriyet'in ilanı için Anayasada yapılacak değişikliğin layihasını hazırladılar."
("Atatürk ve Cumhuriyet", Milliyet, 1 Kasım 1963)
RUŞEN EŞREF ÜNAYDIN "Herkese birer küçük kağıt getirildi"
"Çankaya'nın bir tepeciğinde, bir katlı küçücük bir yazlık evin, yarısı salon, yarısı da yemek odası olarak kullanılır geniş girişindeydik. Köşk tamir olduğundan Gazi bu küçük dairede oturuyordu.
O akşam Tayyare Cemiyeti Reisi, Rize mebusu Fuat Bey ile birlikte Gazi Hazretlerini ziyarete gitmiştik. Bizi lütfen yemeğe alıkoydu. Sofrada onun etrafında İsmet Paşa, Kazım Paşa, Ali Fethi Bey, kolordusundan izinli olarak gelmiş Kemalettin Sami Paşa vardı. Gazi, Kemalettin Sami Paşa'nın yanına geçti. Benim yerim de onun karşı tarafında, lacivert giyimli, çetin yüzlü sivil bir zatın yanındaydı. Bu zat da Kolordu Komutanı Halit Paşa imiş. Adını tabii, çok duymuştum, kendisini ilk defa görüyordum. Sarışındı, gençti. Duruşundan, kaşlarının çatıklığından, asabi mizaçlı olduğu belli idi. Hiç konuşmuyordu. Esmer renkli Kemalettin Sami Paşa ise güler yüzlü, genç bir neşe ile bazı hatıralar anlatıyordu. Büyük atılganlıklarından önce, çoğu zaman, kendine has bir susma ve dinleme devri geçiren Gazi, içinden kaynaşır bir dış sükunla zırhlı idi. Söz, İcra Vekilleri Heyeti buhranına geçti; görülüyordu ki kurulan hükümet makinesi bir sedde dayanmış kalmış, daha ilerisine aşamıyor. Engelin giderilmesi için herkes bir çare düşünüyordu. O çarenin adını, yemekten sonra açıktan açığa ilkin o koydu:
'Yarın Cumhuriyet ilan edeceğiz' dedi.
Bu kararı, sofrasında bulunanların hepsi memnunlukla tasvip ve kabul etti. O zamana kadar hiç ağzını açmamış olan yanımdaki zat birdenbire keskin, kısa cümlelerle bu kararı alkışladı; hatta Gazi Hazretlerinin yarınki parti toplantısına dair orada, sofrasında bulunanlara verdiği vazife ve talimatı, nokta şaşmaz bir düzgünlükle tatbik edebilmek için yazmak isteğinde bulundu. Bunun üzerine, herkese birer küçük kağıt getirildi. Gazi Hazretleri yapılacak şeyi üç veya dört madde üzerinde toplayıp yazdırdı. Herkes kendi notunu kendi cebine koydu.
Saat on bire doğru Gazi, misafirlerine müsaade verdi. Vedalaşıldı. Derin bir sessizlik içinde, huzurundan çıkıldı. Yalnız İsmet Paşa yanında kaldı. Yarın ne olacaktır? Bunu henüz başka hiç kimse bilmiyordu. Fakat o akşam, onun sofrasında bulunmuş olanların hepsi biliyordu ki şüphesiz, yarın Türkiye'de bir başlangıç olacaktır."
("İstiklal Yolunda", TTK Yayınları, 1960)
|